Monday, May 18, 2015

KAPLUMBAĞANIN ŞANSI



KAPLUMBAĞANIN ŞANSI
-I -

Güzel bir gündü
Umut dolu günlerden
Gök alabildiğine mavi
Derin
Doğanın bağrından
Bir su akıyordu
Sessiz serin
Yapraklar yeşildi
Yemyeşil
Su serin sessiz
Üstünde bir çiçek
Körpe güzel
Yolundaki uçurumdan habersiz                                   

            Okulda edebiyat derslerinde, çok zorlandığım Bir soru vardı!  Eee, bu şiir neyi anlatıyor?” Bana göre şiir, insana her gün değişik şeyler anlatır. “Sözünde durmadı mavi gökler...” aslında hayal kırıklığının güzel bir anlatımıdır. Ama, gökyüzünün berrak, hiç bulutsuz, yıldızların pırıl pırıl olduğu bir gecenin sabahında: gökyüzü koyu giri bulutlarla kaplı olduğu zaman bu şiir insanın belleğine takılıp kalabilir.

             Bazı şiirleri, bazı olayları yaşadıktan sonra duyumsayabileceğimizi düşünüyorum “Ağaçlarda gemi leşleri gibi..., bu dize bana ancak Japonya’da tsunami dalgalarının gemileri sürükleyip ağaçların üstüne çıkarmasını düşündürür.

            Bana göre şiir: doğa ile tinin kaynaşmasıdır. Şanssızlık denen bir şey vardır elbette: suyun üstünde yüzen çiçek misali.

            İnsanların, hayvanların, ağaçların, otların, kısaca tüm canlıların ve bunların oluşturdukları güzelliklerin farkında olmayanlar... Onlara acımak mı gerekir kızmak mı?... Bilmiyorum.

            Bundan sonrasını hiç tutmadığım günlüğümden aktarmak istiyorum:

            Öyle güzel bir yaz sabahıydı ki: her taraf yeşil, kuşlar cıvıl cıvıl, yavruları sürekli anne ve babalarından tatlı ötüşleriyle yiyecek bir şeyler istiyor.....

            Doğrusu ben de hiç karamsar değilim. Yakın marketten bir şeyler almak için çıkmıştım evden. Otobüs durağında bir gurup insan vardı. Durağın hemen arkasında binalandırılmamış, fazla geniş olmayan bir alan. Üstünde kır çiçekleri ve kaplumbağa yuvası oldugunu düşündüğüm yer yer küçük kum tepecikleri. Bu arazinin bir bölümü küçük bir parktı. Gelip geçerken bu arazinin ağaçlandırılarak, parkın biraz olsun genişletilebileceğini hep düşünmüşümdür.

           Bu sabah arazinin üstünde inşaat malzemeleri ve bir şantiye görünce betonla kaplanacağını anladım. Çayyolu'na taşınalı ancak yedi-sekiz yıl olmuştu, ama arazi bu sürede çok değerlenmişti. Doğal çevre süratle bozuluyor, her yer villa ve çok katlı binalarla kaplanıyordu.

            Durağın yakınında büyük bir kaplumbağa gördüm. Durumu anlamış olmalıydı. Yoksa güpegündüz bu kalabalığın içinde olamazdı. Bu araziden uzaklaşması gerektiğini düşünür gibiydi, kaldırımın caddeye doğru eğimli olduğu yerde, neredeyse ayağını caddeye atmıştı bile. Yolu dolduran arabalar akıyorcasına ilerliyordu.

            Kaplumbağa caddeyi geçmenin kolay olmayacağını hissetmişti.

            Benden başka kimse kaplumbağanın farkında değildi veya kaplumbağa onların ilgisini çekmiyordu.

            Kaplumbağanın yanına gittim, kabuğundan çıkarmış olduğu başını tekrar.        kabuğuna çekti. Onu geldiği yere tekrar götürmeliydim. Tutsam elimi ısırabilirdi. Bu nedenle ayakkabılarıma güvenerek, ayaklarımı kullandım. İterek geldiği yere götürdüm direnmedi, parka doğru yürümeğe başladı......

            Bu betonlaşma ile hangi hayvanları görme ve onlarla birlikte yaşama zevkinden mahrum kalacağımızı, hatta onları, onlarla birlikte doğayı, yok edebileceğimizi düşünerek yoluma devam ettim.

            Düşüncelerim beni yüz yıl sonrasına götürdü: Filimlerde seyrettiğimiz, nükleer saldırıya uğramış ağaçsız, hayvansız, insansız beton yığınına dönüşmüş hayalet şehirleri gözümde canlandı ürperdim.......


                                    Şanssızlık diye bir şey
                                    Var elbette.
                                    Akan su üstünde yüzen
                                    Çiçek misali
                                    Çok defa kendimiz hazırlarız
Şansımızı
                                    Düşünmeyiz kurdu kuşu
                                    Kaplumbağayı ağacı 
Sevmeyenler
    Sevmez insanı
                                    Çünkü doğa ile tin
                                    Kaynaşmamıştır.



No comments:

Post a Comment